25 Eylül 2011 Pazar

TERÖRLE MÜCADELE VE MÜZAKERE...

Türkiye ilginç bir deneyim geçiriyor. Bir yandan Ortadoğu'ya yön verme, Araplar'ı "sözde Osmanlı" kimliği altında derleyip toparlama gayretleri; öte yandan da PKK terörüyle geçirdiği sorunlar eş zamanlı olarak yürüyor. Aslında PKK terörüyle mücadele demek belki yazının akışı açısından daha uygun olabilirdi ama bu başlığı PKK terörüyle ilişkiler olarak ifade etmek galiba daha uygun olacak.
Ülke gündeminde yer alan yargısal süreçler bir başka gündem konusu olurken, terörle mücadele ve müzakerenin eş zamanlı olması, kafaları karıştırıyor. Türk basınının gündemine düşen devlet istihbaratıyla terör örgütü görüşmeleri, mücadelenin motivasyonu açısından sıkıntı doğuran gelişmelerin, somut bir yansıması olmuştur.
Müzakere sürerken, gencecik insanların "vatan görevi" uğruna şehit olmaları, bir anlam kaybını beraberinde getirmektedir.
Değişen dengeler içerisinde "şehit ailesi" olmak ta neredeyse "şüpheli" konumuna gelmek için bazı medya organları açısından yeterli durumuna gelmektedir.
Mücadelenin sona erdiği noktada müzakere gündeme nasıl gelir? Terör bitince mi? Bu da terörün siyasal bir yöntem olduğunun bir kez daha kanıtlanması mealinde yorumlanmaktadır. Öte yandan mücadele sürerken müzakere ele alındığında, o zaman herşey anlamını yitirmektedir.
Ateş düştüğü yeri yakmaktadır.

0 yorum: