29 Eylül 2011 Perşembe

KÜRESEL KONTR-TERÖR FORUMU...

Dışişleri Bakanı Prof.Davutoğlu'nun açıkladığı "Küresel Kontr-Terör Forumu" (Global Counterrorism Forum) bilgilerine, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın web sitesinden ulaşılabiliyor. (http://www.state.gov/r/pa/prs/ps/2011/09/172010.htm)
9 Eylül 2011'de, ABD Dışişleri Bakanlığı resmi sözcüsünün ifade ettiği bilgilere göre forum, ABD Başkanı Obama'nın Ulusal Kontr-Terör Stratejisi'nde belirttiği, terörle küresel mücadele vaadine dayanıyor. Bu bağlamda mücadelenin uluslararası mimarisinin 21.yüzyılda biçimlendiği savlanıyor. ABD'nin terörle küresel zeminde tek başına mücadele edemeyeceği, bu çerçevede uluslararası toplumun terör tehdidine karşı birlikte efor sarfetmesi gereği ortaya konuyor. Söz konusu yüzeyde, deneyim, uzmanlık, kapasite gereksinimi ve kapasite inşa programlarının paylaşılacağı duyuruluyor. Altı çizilen durumla bağlantılı olarak, sivil kapasite inşasının hukuk devleti, sınır yönetimi ve aşırılıklara karşı mücadelede ön plana alınacağı kaydediliyor.
30 kurucu üye ise şöyle: Türkiye, ABD, Cezayir, Avustralya, Kanada, Çin, Kolombiya, Danimarka, Mısır, AB, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Ürdün, Fas, Hollanda , Yeni Zelanda, Nijerya, Pakistan, Katar, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, İspanya, İsviçre, Birleşik Arap Emirlikleri, İngiltere.
Forumun yapısı başlığında ise iki ülke görünüyor. Türkiye ve ABD. İki ülkenin stratejik düzeydeki eşgüdüm komitesinde eş başkanlık yapacakları, tematik ve eksperlik başlığında 5 çalışma grubu ve bir küçük idari birime ABD'nin ilk birkaç yıl ev sahipliğini üstleneceği beyan ediliyor.
Çalışma Gruplarının odaklanma konuları
1- Ceza adaleti ve hukuk devleti
2- Şiddete dayalı aşırılıklarla mücadele
3- Sahra'da kapasite inşası
4- Afrika Boynuzu'nda kapasite inşası
5- Güneydoğu Asya'da kapasite inşası
Forumun BM Kontr-Terör Stratejisi'ni evrensel olarak kabul ettiği ve bununla bağlantılı olarak ileride ortak mekanizmalar kurmayı tasarladığı söylenmektedir.
Forumun resmen, 21 Eylül'de New York'ta BM Genel Kurulu sırasında, dışişleri bakanı düzeyinde eş başkanlar (Clinton ve Davutoğlu)nun açıklamalarıyla vücut bulacağı (buldu) ABD Dışişleri Bakanlığı'nca duyurulmuştur.
Türk medyasına, BM Genel Kurulu sırasında düşen haber, 9 Eylül'den beri, zaten açıklanmış bir bilgidir.
Gelelim, Türkiye-ABD eş başkanlığındaki foruma. Terörle küresel anlamda mücadele edilmesi ve bu bağlamda Çin ve Rusya dahil pek çok dünya ülkesinin bir araya gelmesi umut vericidir. Peki bunca devlet varken, neden Türkiye "eş başkan" olmuştur. Durun durun, hemen aklınıza Genişletilmiş Ortadoğu falan gelmesin.
Türkiye zaten NATO'nun "mükemmeliyet merkezleri" yapılanmasında, Ankara'da "terörle küresel mücadele" görevini üstlenmiştir. NATO üyesi Türkiye, merkezin kurulma beyanını 2003'te NATO'ya sunmuş ve 2005'te merkez faaliyete geçmiştir. Öte yandan önceliği "terörle mücadele"ye veren NATO, kara unsur komutanlığını İzmir'e taşımıştır. Terörle acil bir çatışma krizi olduğunda, kara birlikleri İzmir'den gönderilecektir.
2005 ve 2010'da Milli Güvenlik Kurulu'nda "milli güvenlik" tehditlerinde, öncelikli tehditler küreselleşirken, ele alınan çerçevede, önemli yükümlülükler üstlenilmiştir.
Türkiye-ABD işbirliği bir sürpriz değildir. Zaten her iki devlet, 1947'den beri müttefiktir. Doğu Akdeniz'de estirilmeye çalışılan krizde, ABD konunun savaşa dönüşmeyeceğinden o kadar emindir ki, Rum Kesimi'ni kollamak için, 3 Rus denizaltısı ada açıklarına gelmiştir. İsrail'le savaş olasılığı da muhafazkar söylemin "nazarlığı" durumundadır.
Konuyu dağıtmadan, günlük telaşeler arasında, Türk-ABD işbirliği daha kritik bir konuma terfi etmiştir. NATO'nun Kasım 2010'da onaylanan "füze savunma kalkanı" radarlarının Türkiye'de konuşlandırılması, Ortadoğu'daki NATO sınırının kayda değer bir göstergesidir.
Siyasal İslam falan derken, işin özünü kaçırmayalım...

0 yorum: