Son zamanlarda, siyasal ve toplumsal yaşamda, Kemalizm adeta bir yük olarak gösterilmeye başlandı. Özellikle ana muhalefet partisi CHP'ye reçeteler yazan "yandaş medya" yazarları, CHP'nin temel sorununun Kemalizm ve tarihsel geçmişi olduğu, bunlardan sıyrılıp "sosyal demokrat" bir parti olursa, iktidar yolunun Parti'ye açılacağını vurgulamaktadırlar.
Bir kere temel yanlış, CHP zaten Sosyal Demokrat bir siyasal kuruluştur. Tarihsel evrimi içinde, 1965'te başlayan Ortanın Solu hareketi, 1976 programında, Demokratik Sol olarak konumlanmıştır. 12 Eylül cuntası tarafından diğer siyasal partilerle birlikte 1981'de kapatılan CHP, 1992'de yeniden açıldıktan sonra oluşturduğu programında, Sosyal Demokrasi ve Demokratik Sosyalizm kavramlarını da Demokratik Sol'la birlikte eş anlamlı kullanmış, ancak söz konusu paragrafta, "...Demokratik Sol bir siyasal kuruluştur..." denilerek, Demokratik Sol biraz daha vurgulu kalmıştır.
CHP'nin sorunu, birtakım kavram karmaşaları değildir. Partinin iki güçlü kökeni vardır. Birincisi, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı gerçekleştiren, Cumhuriyet'i kuran, devrimleri yerleştiren ve çok partili siyasal yaşama geçişi ortaya koyan kökenidir. Tüm bu süreçlerde, -çok partili yaşama geçişte yoktu ama en büyük amacı idi- Mustafa Kemal Atatürk'ün damgası vardır. Cumhuriyet dönemi, İnönü'nün 1946'da çok partili siyasete ışık yakan kararına kadar, -tek partili- dönemdir. Devrimin en çetin yıllarıdır. Yeni bir toplum inşa edilmeye çalışılmakatadır. Kemalizm'i ısrarla, sonraki yıllarda Cuntacıların ve yabancı muhiplerinin göstermeye çalıştığı gibi, bir darbecilik-cuntacılık çerçevesinde yorumlayanlar, fena halde yanılıyor. Belki de işlerine geliyor. Kemalizm Türk aydınlanmasıdır, bir devrimci anlayıştır ve kalıplara sığmaz.
Kemalist kökene sahip plan CHP'nin, 1965'te "Ortanın Solu"na yönelmesi, tarihsel bir rastlantı değildir. Aslında Sağ ve Sol kavramları, planlı kalkınma ve sanayileşme döneminde Türk siyasal yaşamında kitlesel anlamda karşılığını bulmuştur. Sendikaların ve sosyalist aydınların kurduğu Türkiye İşçi Partisi (TİP) siyasal spektrumun Sosyalist Sol yelpazesinde kalırken, DP'nin devamı AP'de, 1960'ların sonunda, Büyük Sağ konfederasyon parçalanmıştır. Büyük burjuvazi, küçük ve orta ölçekli burjuvaziyi yutarken, direnen kesim, Anadolu sermayesi anlamında TOBB başkanı Erbakan tarafından Milli Görüş etrafında örgütlenmiş, anti komünist reflekse dayanan ve esnaf tabanına sahip olan MHP de, milliyetçi reflekslerle kurulmuştur.
CHP'de Ortanın Solu'nun başlaması, aydınlanmacı ve Cumhuriyetçi bakışın, siyasal anlamda Sol'da yerini bulmasıyla sonuçlanmış, aydınların sahip çıktığı Ortanın Solu, Ecevit'le ve Sol siyasetlerin desteğiyle işçi sınıfına ve varoşlara varmış, Türk siyasetini dönüşüme uğratmaya başlamıştır. Hem 12 Mart, hem de 12 Eylül, Ortanın Solu ve Demokratik Sol CHP'ye yönelik kuvvetli bir baskıcılığın izini taşımaktadır.
CHP'de iki metodolojik hata var. Turan Feyzioğlu ve arkadaşlarının kurduğu CGP, Atatürk'ün adını çok kullanıyordu ama Kemalist değildi. Ve Sol'a kapalı, siyasal açıdan gericiydi. Tarihsel açıdan yeri Sağ'da idi. Ne de -eski SHP CHP'nin devamıydı- ama yeni SHP Kemalizm'den soyutlanmış bir Sosyal Demokrasi'yle başarı bulabildi.
Ancak gerek CGP, gerekse de yeni SHP CHP'den tarihsel sapma hareketlerdi.
Çözüm Kemalizmi ve Sosyal Demokrasi birlikteliğini -ki 1970'lerde bu tartışma bitmişti- toplumun yeni sorunları çerçevesinde yeniden üreterek, gerçekten seçenek olmaktır. Bu arada DSP'den kalan "ulusalcılık" ve "Gülencilik" deneyimlerini de eleyerek bu siyaseti sürdürmek gerekir.
Önemli olan Kemalizm'i nasıl yorumladığınız... Eğer Feyzioğlu ve general Evren gibi yorumluyorsanız yeriniz bugün başka Sağ parti kalmadığı için AKP ya da MHP'dedir.
Kemalizm'i kendi özü olan devrimcilikle ele alıyorsanız yeriniz CHP ve Sosyal Demokrasi'dedir...
Bir kere temel yanlış, CHP zaten Sosyal Demokrat bir siyasal kuruluştur. Tarihsel evrimi içinde, 1965'te başlayan Ortanın Solu hareketi, 1976 programında, Demokratik Sol olarak konumlanmıştır. 12 Eylül cuntası tarafından diğer siyasal partilerle birlikte 1981'de kapatılan CHP, 1992'de yeniden açıldıktan sonra oluşturduğu programında, Sosyal Demokrasi ve Demokratik Sosyalizm kavramlarını da Demokratik Sol'la birlikte eş anlamlı kullanmış, ancak söz konusu paragrafta, "...Demokratik Sol bir siyasal kuruluştur..." denilerek, Demokratik Sol biraz daha vurgulu kalmıştır.
CHP'nin sorunu, birtakım kavram karmaşaları değildir. Partinin iki güçlü kökeni vardır. Birincisi, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı gerçekleştiren, Cumhuriyet'i kuran, devrimleri yerleştiren ve çok partili siyasal yaşama geçişi ortaya koyan kökenidir. Tüm bu süreçlerde, -çok partili yaşama geçişte yoktu ama en büyük amacı idi- Mustafa Kemal Atatürk'ün damgası vardır. Cumhuriyet dönemi, İnönü'nün 1946'da çok partili siyasete ışık yakan kararına kadar, -tek partili- dönemdir. Devrimin en çetin yıllarıdır. Yeni bir toplum inşa edilmeye çalışılmakatadır. Kemalizm'i ısrarla, sonraki yıllarda Cuntacıların ve yabancı muhiplerinin göstermeye çalıştığı gibi, bir darbecilik-cuntacılık çerçevesinde yorumlayanlar, fena halde yanılıyor. Belki de işlerine geliyor. Kemalizm Türk aydınlanmasıdır, bir devrimci anlayıştır ve kalıplara sığmaz.
Kemalist kökene sahip plan CHP'nin, 1965'te "Ortanın Solu"na yönelmesi, tarihsel bir rastlantı değildir. Aslında Sağ ve Sol kavramları, planlı kalkınma ve sanayileşme döneminde Türk siyasal yaşamında kitlesel anlamda karşılığını bulmuştur. Sendikaların ve sosyalist aydınların kurduğu Türkiye İşçi Partisi (TİP) siyasal spektrumun Sosyalist Sol yelpazesinde kalırken, DP'nin devamı AP'de, 1960'ların sonunda, Büyük Sağ konfederasyon parçalanmıştır. Büyük burjuvazi, küçük ve orta ölçekli burjuvaziyi yutarken, direnen kesim, Anadolu sermayesi anlamında TOBB başkanı Erbakan tarafından Milli Görüş etrafında örgütlenmiş, anti komünist reflekse dayanan ve esnaf tabanına sahip olan MHP de, milliyetçi reflekslerle kurulmuştur.
CHP'de Ortanın Solu'nun başlaması, aydınlanmacı ve Cumhuriyetçi bakışın, siyasal anlamda Sol'da yerini bulmasıyla sonuçlanmış, aydınların sahip çıktığı Ortanın Solu, Ecevit'le ve Sol siyasetlerin desteğiyle işçi sınıfına ve varoşlara varmış, Türk siyasetini dönüşüme uğratmaya başlamıştır. Hem 12 Mart, hem de 12 Eylül, Ortanın Solu ve Demokratik Sol CHP'ye yönelik kuvvetli bir baskıcılığın izini taşımaktadır.
CHP'de iki metodolojik hata var. Turan Feyzioğlu ve arkadaşlarının kurduğu CGP, Atatürk'ün adını çok kullanıyordu ama Kemalist değildi. Ve Sol'a kapalı, siyasal açıdan gericiydi. Tarihsel açıdan yeri Sağ'da idi. Ne de -eski SHP CHP'nin devamıydı- ama yeni SHP Kemalizm'den soyutlanmış bir Sosyal Demokrasi'yle başarı bulabildi.
Ancak gerek CGP, gerekse de yeni SHP CHP'den tarihsel sapma hareketlerdi.
Çözüm Kemalizmi ve Sosyal Demokrasi birlikteliğini -ki 1970'lerde bu tartışma bitmişti- toplumun yeni sorunları çerçevesinde yeniden üreterek, gerçekten seçenek olmaktır. Bu arada DSP'den kalan "ulusalcılık" ve "Gülencilik" deneyimlerini de eleyerek bu siyaseti sürdürmek gerekir.
Önemli olan Kemalizm'i nasıl yorumladığınız... Eğer Feyzioğlu ve general Evren gibi yorumluyorsanız yeriniz bugün başka Sağ parti kalmadığı için AKP ya da MHP'dedir.
Kemalizm'i kendi özü olan devrimcilikle ele alıyorsanız yeriniz CHP ve Sosyal Demokrasi'dedir...



